Adını onunla aynı sokağı paylaşan insanların koyduğu
Kedi Tombili, İstanbul Kadıköy Güleç Çıkmazı'nda sokakta hayatını sürdürdü; "insani" bir pozdaki fotoğrafı ile sosyal medyada viral olduktan sonra bilinir oldu.
Böbrek yetmezliğinden ölümünden sonra Tombili'yi üne kavuşturan noktaya heykelinin yapılması için
change.org üzerinden başlatılan imza kampanyasına
16 bin 954 kişi imza vermiş Kadıköy Belediyesi'nin heykeltıraş Seval Şahin'e ricası üzerine heykel yapıldıktan sonra sözkonusu noktaya yerleştirilmişti.
Heykel, açılışı 4 Ekim 2016'da yapıldıktan kısa süre sonra 8 Kasım 2016'da çalındı, birkaç gün sonra yerine çalan kişiler tarafından geri konuldu. Önünde bulunduğu apartman kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılınca 2017 yılında sökülen heykel, Aralık 2022'de sokağına
geri döndü.
Kentsel dönüşüm nedeniyle çehresi tamamen değişen sokaklara, yerinden edilen insanlara ve kentin dışına sürülen binlerce hayvana rağmen; Tombili'nin heykeli bugün aynı sokağın başka bir noktasında görülebilir.
Peki bu nasıl oldu?
Daha da önemlisi, Tombili'nin heykeli bizim hayvanlarla ilişkimize dair neler söylüyor?
Tombili, ne Derrida¹'nın ifade ettiği gibi 'kültürümüzün kedigillere yüklediği o muazzam sembolik sorumluluğu taşıyan bir temsilci veya elçi' ne de 'hayvan diye tek ve ortak bir kategorinin numunesi'. Tombili, Güleç Çıkmazı'nın bir sakini ve komşuları tarafından adı konulmuş bir kedi. Adının konulması onu insanların gözünde bir özne haline getiren yegane şey belki de; 'bir isme sahip olduğu andan itibaren, ismi ondan uzun yaşayacak'. Fakat Kedi Tombili insanlarla ilişkisi dahilinde "gerçek bir kedi" ve ancak o zaman özne haline gelebilir, eşsiz bir canlı olabilir.
Çünkü Tombili'nin aksında; görülmemesi tercih edilmiş, ad konmamış fakat onun kadar bize komşuluk yapmış milyonlarca kedi var. Sokak kedisi ve Kedi Tombili arasındaki fark; adının konmasından da öte, viral olan pozundaki insan benzerliği oranında büyüyor. Bu tezat, hayvanlarla kurduğumuz ilişkinin ancak insanmerkezci bir toplumsal sistem içerisinde varolabildiğini bize gösteriyor.
Bu durumun yol açtığı bir sonuç daha var; Tombili popülerleştikçe diğer kedilerden ayrılıyor. İçsel bir değere sahip ve bir yaşamın öznesi² olarak tanınabilir Tombili'nin görünürlüğü ve kamuya mal olmuşluğu diğer kedilerin görünmezliğine bir yanıt, bir kılıf olarak siyasi iktidarın elinde bir araç haline geliyor. İstanbul şehrinin imajında halihazırda maskotlaşmış kedilerin merak etmemiz gereken akıbetinden çok bizi tek tek maskot kedilerle bir İstanbul'u tahayyül etmekle sınırlandırıyor. Açılan imza kampanyasında belirtilen heykel talebini hızlıca işleme alan Kadıköy Belediyesi, aynı hızlı kamu mekanizmasını içine doğduğu ve bildiği tek dünyası o sokak olan hayvanları barınaklara, ormanlara toplu halde terketmeleri çözmek için işeltmiyor. Tombili hatırlanabildikçe, ünlü olmamış bütün diğer kediler böyle unutulabilir kılınıyor.
Oysa hiçbir belleksizleşme, diğerinden daha değersiz değil.³
Tombili'nin heykeli bize komşusu olduğumuz hayvanların yasını tutma imkanına açılan bir kapı olarak da görülebilir. Heykeller toplumsal hafızanın kaydını tutuyorsa ve bir yas tutma olanağı sunuyorsa, insan olmayanların hatırlanmasında da heykellerden pekala yararlanılabilir. Fakat Butler'dan⁴ biliyoruz ki, yası tutulabilir hayat "desteklenmiş" hayattır. Tombili'yi ve İstanbul'un bütün kedilerini yası tutulabilir kılacak şey, hayatlarının desteklenecek olmasıdır.
O halde Tombili'yi ya da heykelini hakedecek komşular olmak için merak etmeye şuradan başlayabiliriz belki de:
Adını koymuş bir insan olsun ya da olmasın, insan olmayan canlıların hayatlarını desteklemek için ne yapmalıyız?
Tombili'nin heykeli; bu şehirde birlikte serpilmenin, neşenin, iyileşme imkanının ancak ve ancak, dikkatle ve hürmetle, sökülmeye ve yeniden yapılmaya açıklıkla geriye dönüp bakmaktan geçtiğini hatırlatacak bize.⁵
Kaynak
"Heykeli Çaldılar" https://www.nationalturk.com/tr/heykeli-caldilar/ (Erişim Tar.: 16.12.22)
"Tombili Yuvaya Döndü" https://www.hurriyet.com.tr/gundem/tombili-yuvaya-dondu-42184014 (Erişim Tar.: 16.12.22)
1: Jacques Derrida (1997) Hayvanlara Karşı Suç, e-skop, 2015, https://www.e-skop.com/skopbulten/pasajlar-hayvanlara-karsi-suc/2623
2: Tom Regan(1983) Hayvan Hakları İçin Temel Argümanlar, Birikim, 2005, https://birikimdergisi.com/dergiler/birikim/1/sayi-195-temmuz-2005/2379/hayvan-haklari-icin-temel-argumanlar/5910
3: Burak Özgüner (2019) Belleksizleşirken Hayvanlar, KaosGL, https://kaosgl.org/haber/burak-ozguner-in-anisina-belleksizlesirken-hayvanlar
4: Judith Butler- Adorno Ödüllü Konuşması https://cansemercioglu.blogspot.com/2014/07/kotu-bir-hayatta-iyi-bir-hayat-surmek.html
5: Özlem Güçlü. (2020). ‘İstanbul Sokaklarında Türler Karşılaştığında: Kedi’nin Temizliği, Taşkafa’nın Hayaleti”, Ayten Alkan (der.), Şehir ve Hayvan içinde, İstanbul: Patika Kitap.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.