14 Aralık 2025

 


MİNNOŞ 

(BLOG ÖDEVİ İKİ)

AD: Emine Afra 

SOYAD: SARI

BÖLÜM: Sosyoloji

NUMARA: 20231105073

DERS KODU: SOS371

DERS ADI: Hayvanlar ve Toplum

 

Benim anlatım, benim anılarımda son derece kıymetli bir yeri olan Minnoş ,bir diğer adıyla Güneş olan güzel dostum, minik sarışın oğlum üzerine olacak. Minnoş’um, insanların adaletsiz ve etik dışı uygulamalarının odağı olmuş ve eşit gözetilme ilkesinin büyük ihlalleri ile katledilmiştir. Onun hikâyesini burada yaşatmayı ve ölümünün bir siliklik içerisinde kaybolmamasını sağlamayı umuyorum. 

        Minnoşla hikâyemiz, 2013 yazında daha minik bir bebekken onu bulmam ile başladı. Bahçedeyaşça büyük bir hanımefendi tarafından elime verilen Minnoş, bir anda ailemizin sevgi dolu bir üyesi olmuştu. Kendi biricik umwelti öylesine özeldi ki, o benim sırdaşımdı. Ağladığımda, sevindiğimde, korktuğumda ona gidiyordum. Öylesine güzel paylaşıyordu ki benimle duygularımı, hissettiğini hissedebiliyordum. Bakışları, davranışları çok özeldi. Çok akıllıydı bir kere, bence dostluğumuzdaki en zeki kişi oydu. Ayrıca gezmeyi, etrafı görmeyi ve kendine özel bir zaman dilimine de sahip olmayı çok severdi. Sürekli günün aynı saatinde kapıya gider, kendine özgü sesi ile kapıyı açmamızı ister ve dışarı çıkıp birkaç saat dolaşıp geri gelir bizimle vakit geçirirdi. Fakat olan her şey onun biricik dünyasına ve direkt olarak bedenine tahammül edemeyen insanlar yüzünden oldu. Antroposentrik insan, tüm varlığı ile dünyayı kendi çerçevesi içerisinde gördüğü için Minnoş’u bir artık olarak, insan-dışılığı içerisinde rahatsız edici bir “nesne” olarak görüyordu. Minnoş’u eve kapatmamızı istiyordu komşularımız fakat biz Minnoş’un özel alanına, bireysel isteklerine saygı duyduğumuz için bunu reddediyorduk. Bir gün Minnoş gezmeye gitti ve asla geri gelmedi…tüm mahallelerde aradık, sorduk ve herkes görülmediğini söyledi. Aylar içerisinde umudumuz yitti ve Minnoş’un öldüğünü düşündük. Aradan 2 sene geçti ve evden birkaç kilometre ileride bir marketin önünde öylesine tesadüfi bir şekilde denk geldik ki Minnoş’a, görünce bizi hemen tanıdı. Unutmamıştı. Koşarak yanımıza geldi. Ağlayarak kucakladık onu ve eve aldık, artık başka bir evdeydik, taşınmıştık. Minnoş bizi unutmamıştı biz de onu ama o aynı Minnoş değildi. Çok zayıftı, her yerinde yaralar, boynunda kesikler vardı ve algıları zayıflamıştı. Ayrıca tuvaletini artık altına kaçırıyor tutamıyordu. Hastalıklarla gelmişti bize, gözlerindeki yaşam parıltısı sönmüştü adeta. Neler olduğunu öğrenmek istedik ve araştırdık, öğrendik de. Minnoş’u sevmeyen komşularımız bir gün yine evden gezmeye çıktığında onu kaçırmış ve boş bir mahalleye atıp gitmişlerdi. Orada boynuna demir teller bağlanıp sürüklenmiş, dayak yemiş, aç kalmışMarket sahibi onu kurtarmış kendi kapısında bakmaya başlamışFakat veterinere gitmemiş tedavi hiçbir şekilde edilmemişti. Biz onu bulduğumuzda da her şey için çok geç olmuştu. Ağır bir depresyondaydı Minnoş, tüm organları iflas etmişti. Biz onu yeniden bulduktan birkaç hafta sonra Minnoş’um hayata gözlerini sonsuza dek yumdu. Güzel yeleli, sarışın, biricik Minnoş’um artık yoktu. Onu gömdük ve mezar taşına “Ailemizin Güneş’i” yazdık. Bu bizim için bir yıkımdı. Minnoş, sırf insan-dışı olduğu için ast konumuna atılmış ve hayatı kıymetsizce kontrol edilebilir bir alanmışçasına elinden alınmıştı. Eğer bu düzen, bu kurgu böyle olmasaydı ve biz bir canlıyı oltanın ucunda hayal ettiğimizde dehşete düşmek için sadece insan olduğunu düşünmek gerekmediğini en başından beri kabul etseydik Minnoş böyle acımasızca katledilmeyecekti. Bir insana karşı bir hayvanın yaşamı tercih edilme kaidesi güdülmeyecek ve dostum belki de olması gerektiği gibi sağlıklı bir şekilde yaşı geldiğinde bu hayata gözlerini yumacaktı. Fakat böyle olmadı, kurgu tepetaklak değildi. 

Hayvan dönemeci içerisinde tepetaklak bir kurguya ihtiyaç var. Dilerim Minnoşlar ölmez, her birey her canlı “biri” olarak hak ettiği saygıyı ve eşitliği görür. Çünkü onlar hiç sayılabilecek, anlatılar içerisinde yok olabilecek kayıp göndergeler değil ortak yaşam alanı içerisinde birlikte oluşla gözetilmesi gereken canlılardır. 

“Ahlaki açıdan, her birimiz eşitiz, çünkü her birimiz eşit derecede biriyiz; bir şey değil, her birimiz bir yaşam öznesiyiz, öznesiz bir yaşam değil.” (Regan2007:80)

 

Minnoş’a sevgilerimle, 

seni çok seviyoruz ve asla unutmayacağız…

 

KAYNAKÇA

 

Hayvan Haklarına Giriş “Çocuğunuz mu Köpeğiniz mi?”, Gary L. FRANCIONE, 2022

Şaki’nin Öğrettikleri: Anlamlar, Sınırlar, Dünyalar, Eylül Tuğçe ALNIAÇIK, 2022

Toplumu Yeniden Düşünmek: Hayvanların Sosyolojideki Konumu, Eylül Tuğçe ALNIAÇIK, 2021

Çoklu Türler Etnografisi: Yüz Yüze Bir Araştırma İmkânı Üzerine Düşünceler, Ezgi BURGAN, 2017

Hayvan Hakları, Brigid Brophy, 2024

Türkiye’de Vegan Sanat, Özlem GÖK, 2019

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

HAYVAN/YAŞAM SERGİSİ

 28 Şubat-08 Mart 2026  Açılış: 28 Şubat Cumartesi, 15.00  arthereistanbul Hayvan/Yaşam , Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi lisans öğr...