12 Kasım 2025

Kedidir Öyleyse vardır: Roka

Bilge Emir ARSLAN

20221106054

12.11.2025

SOS371/ Hayvanlar ve Toplum

Kedidir Öyleyse vardır: Roka

Dersimizin başlangıcından itibaren en çok değinilen konu bakış açısını değiştirmek üzerine oldu. Descartes’ın ‘’Düşünüyorum öyleyse varım’’ından çıkıp hissediyorum öyleyse varım, acı çekiyorum öyleyse varım veya var olduğum için varım gibi temel düşünce düzlemimizi değiştirmek üzerine zihin egzersizleri kurguladık. Şahsi olarak bu konuları dinlerken benim de hep aklıma kız arkadaşımla beraber sahiplendiğimiz ve bebekliğinden itibaren yetiştirdiğimiz kedimiz Roka geldi. Roka’yı sahiplenmeden önce ve ilk sahiplendiğimiz zamanlarda; aman kedidir işte, zaten üç beş tane karakter yapısında kedi tiplemesi var, umarım kendini sevdiren bir şey olur, diye düşünmüştüm. Ancak zaman geçtikçe Roka’nın bizim ona karşı davranışlarımızdan ne kadar etkilendiğini ve adeta tutumlarımıza göre kendi tutumlarını belirlediğini fark ettiğimde düşüncelerimde değişmeye başladı. 

kişi, şahıs, insan yüzü, iç mekan, giyim içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.

Başlarda hiç ısırmayan kedi, sert sevdiğimiz zaman ısırma alışkanlığı kazandı. Ayakla oynamaya başladığı zaman, biz ayakla oynatmaya devam etmediğimiz için ayakla oynamayı bıraktı. Yemek yediğimizde her yemeğe atlayan kedi, onu masadan birkaç kez kovmamız ve birkaç kez HAYIIRR diye bağırmamız sonrasında yemeklerimize atlamayı çok azalttı ve neredeyse bıraktı. Tabii bu küçük tavır değişimleri benim kedi tiplemelerine sahip zihniyetimde o dönem çok fazla bir değişim yaratmadı. Kedi işte köpek gibi ama daha zor eğitileni, diye düşünüyordum. Ancak bu durum daha sonrasında, özellikle Roka’nın kısırlaştırılmasından sonra değişmeye başladı.

  iç mekan, kedigiller, küçük ila orta boy kediler, ev hayvanı içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.

Roka kısırlaştıktan sonra eskiden içgüdülerinden kaynaklı olan sürtünmeleri, miyavlamaları; özetle kızgınlığı bitti ve bizim yeni fark ettiğimiz bir karaktere büründü. Yeni karakterinde istediğinde sevdiren istemediğinde senin sevmene çok az izin verse de sevdirmeyen ve en önemlisi ‘’sınır koyan’’ bir yapıya büründü. Roka’yı gerçekten kafamdaki kedi tiplemelerinden çıkartıp onu kendine has özellikleri olan bir canlı, tam anlamı olmasa da bir ‘’birey’’ olarak fark ettiğimi düşündüğüm nokta da tam olarak bu sınır koyma hareketiydi. Çünkü Roka, hoşuna gitmediği ve bırakmanı istediği zamanlarda sert bir şekilde miyavlıyor veya patisini hafifçe kaldırıyor, yani bizi uyarıyordu. Eğer uyarısına saygı gösterip bırakırsak hiçbir şey yapmıyor ve kendini sevdirmek istediği zamana kadar sakince uzaklaşıyordu ama işte saygı göstermezsek o zaman canımıza okuyordu ve halen okuyor. Ayrıca ona saygı duyan ve duymayan kişilere karşı sabit bir şekilde farklı türde davranışlarda bulunuyor, saygı duyan kişilerle yakınlaşıyor. 

Bu durum beni, derste bahsettiğimiz temel düşünce düzlemimizi değiştirmek konusunu dinlerken baya bir düşündürttü ve gerçekten de Roka’nın ne kadar var olduğunu; düşünmesine, acı çekmesine veya karakter özelliklerine bağlayamayacağımızı çünkü onun varlığını belirleyen benim, bizlerin onun varlığını fark etmemizin benim Roka ile olan ilişkimde olduğu gibi kendi kısıtlı algılarımız çerçevesinde olduğunu, onun bu sınır koyma davranışını fark edene kadar onu halen daha “aman kedidir” olarak zihnimde sınıflandırdığımı düşünerek kim bilir kısıtlı algılarımız yüzünden nice canlının varlığını geçiştirdiğimizi veya kabul etmediğimizi düşündüm.

kişi, şahıs, iç mekan, giyim, duvar içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Ayasofyanın Son Sahibi Gli

 Ayasofya’yı kendine yuva edinmiş ve  adeta hayatını buraya adamış bir kedi  var karşımızda. Bunun ne kadar  farkında olarak yaptığını bilem...