12 Kasım 2025

Gündelik Hayatta Birlikte Varoluş Pratikleri

 Gündelik Hayatta Birlikte Varoluş Pratikleri

                                                                                                                         20231105036

                                                                                                        11.11.2025

                                                                                                       Özge İrem ÜNAL

İstanbul’un belki de en hayvansever bölgelerinden biri olan Kadıköy’de büyümüş olmam hayvanlarla olan sağlıklı ilişkilenmemin en büyük sebeplerinden biri olabilir. Küçüklükten itibaren yaşam alanlarımızın ortaklığı ebeveynlerim tarafından öğretildi. Şuan içinde bulunduğum apartmanda birden fazla hayvan bizimle birlikte yaşamakta. Tabi bunun karşısında belirli gerekçelerle bu birlikteliğin önüne geçmek isteyen insanlarda var. Örneğin geçen gün apartmanın girişinde rastladığım “Kedilerin apartmana girmesine izin vermeyiniz.” Yazısı bana aynı yapının içinde kimlerle yaşadığımı tekrar sorgulattı. Bu yalnızca kedilere yapılan bir saldırının dışındaydı. Onlara göre orda olmaması gereken “kirli” canlar kedi olmanın ötesinde onların varoluşunun dışında, ötesindeki her şeydi. Kendilerini öyle  yukarıda bir yere koydular ki onlardan farklı olan hiç şeyi göremediler. Bazen birileriyle sohbet ederken anlıyorum bunu. “Bu dünyada insanlar açlıktan ölüyor, şehirler bombalanıyor ben kedileri mi düşüneceğim?” veya bunun çok benzeri bir hakim olma düşüncesinden doğan “Ye gitsin insanın proteine ihtiyacı var hem o biz yiyelim diye yaratıldı.” Gibi cümleler duyuyorum. Muhtemelen dünyadaki hiçbir canlı insan kadar kendi faydasını düşünmüyor.  Tüm uygarlık tarihi anlatısını bu faydacılık üzerinden okuduğumda bugün hayvanları bir meta olarak görüp tüketen sistem bu hiyerarşiyi, egemenlik istencini tüm “ötekiler” için üretiyor. Ben bugün bir canlının varoluşunu temellendirirken insanı merkeze koyduğumda bu denklemde insan denklemin en önemli parçası sanıyor kendini. Diğer canların kendilerine ait bir yaşamları olduğunu görmezden geliyor. Kendine benzetemediğini yok ediyor. Konun dışında bir mücadele gibi gelse de tüm bu mücadeleler aynı anlatının karşısında direnerek var olmaya çalışıyor. Çocukken kendimi kedilerin dünyasında bir yan oyuncu olarak görüyordum. Sanırım insanlık olarak yürürken karıncaları ezmekten çekinen o çocuğa dönmeliyiz. Var
olmanın ötesinde birlikte varoluş için, sokağımızı paylaştığımız Tosbiş için, Monti için..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Ayasofyanın Son Sahibi Gli

 Ayasofya’yı kendine yuva edinmiş ve  adeta hayatını buraya adamış bir kedi  var karşımızda. Bunun ne kadar  farkında olarak yaptığını bilem...